Eski Türkçe Şimdi Ne Demek?
Bundan 500 yıl önce Osmanlı’da, kafeler, kahvehaneler ya da sosyal medyalar vardı mı acaba? Yani, “gerçekten” sohbetin keyfi nerede, bilmiyorum ama günümüz gençliği olarak hepimiz, her fırsatta eski Türkçe kullanmaya çalışıyoruz. Evet, doğru duydunuz; hepimiz eski Türkçe’yi seviyoruz. Tabii, bu sevgi çok farklı biçimlerde tezahür ediyor. Kimi dilinden dökülen “eyvah, sabah oldu” cümlesiyle anlamaya çalışıyor, kimi ise “ey sultanım, seninle harf harf yazayım!” diyerek eski Türkçe’ye, bu çağda bir romantizm katmaya çalışıyor. Fakat günümüzün “cool” nesli olarak eski Türkçe ile barışık olmamız için tam olarak ne gerekebilir, onu biraz inceleyelim.
Eski Türkçe Ne Demek? Neden Böyle Kullanıyoruz?
Evet, şimdi hepimiz kafamızda bir soru işareti var: Eski Türkçe tam olarak ne demek? Nasıl bir dil bu, neden hala kullanıyoruz? Bizim anladığımız Türkçenin geçmişi, aslında gerçekten çok farklıydı. Eski Türkçe, 8. yüzyıldan itibaren Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar yayılan ve farklı coğrafyalarda çeşitli biçimler alan bir dil. En belirgin haliyle, özellikle Osmanlı dönemi ve öncesindeki metinlerde görülen bu dil, bugünkü Türkçeye oranla biraz daha “saraylı” ve “ihtişamlı”ydı. Bir nevi, şimdiki dildeki “şık” ya da “elit” konuşmanın bir versiyonuydu.
Mesela, bir bakın: “Kendimi affettirmek isterim efendim” demek, şu an modern dilde biraz fazla “yüksek sesle” kulağa geliyor olabilir ama Eski Türkçe’de bir erkeğin veya kadının birine resmen derin bir saygı gösterdiğini düşünün. Şimdiki dilde ise “Gel, kusura bakma ya! Bi şey de olmamış” tarzı daha yaygın. Elbette eski dilin bir ihtişamı var. Lakin, gündelik dilin pratikliğini düşününce, birilerine “benimle sohbet edeseniz!” demek de çok havalı durmuyor.
Eski Türkçe’nin Modern Hayattaki Yerini Bulma Çabası
Bir dakika, biraz da iç sesime kulak verelim, çünkü sadece kurumsal dilin derinliklerine inmek olmuyor. “Neden eski Türkçe kullanmak bu kadar cazip?” diye düşünüyordum bir an, sonra birden aklıma geldi. Birçoğumuz, özellikle İzmir gibi enerjik ve sosyal bir şehirde yaşayanlar, zaman zaman ciddiyetten kaçmaya çalışıyor. Tam olarak ciddiyet nedir? Veya bir işe en derinlemesine odaklanmak? Bunu soracak olursanız, o da kendi içinde bir karışıklık ama modern hayatta, biraz da mizah ve geçmişten gelen şıklıkla işleri toparlamak mümkün olabilir.
Eski Türkçe Şimdi Ne Demek, Gelin Birlikte Anlayalım
Günün sonunda, eski Türkçe’yi kullanmak şimdilerde bir moda haline geldi. Özellikle sosyal medyada, eski Türkçe’yi modern kelimelerle karıştırmak bir tür neşeli bir karşıtlık oluşturuyor. Mesela, “Bu kadar eski Türkçe mi olurmuş!” dedikten sonra, “benim işlerim” diye başlayan hikayelere göz atmak insanı bayağı eğlendirebiliyor. Mesela bir arkadaşımın sohbetinde şunları duydum:
Ben: “Arkadaşlar, şunu bir halletmemiz lazım, sonu biraz karışık gibi. Hem de işin içine eski Türkçe’yi sokalım, bir nevi nostalji.”
Arkadaşım: “Aman Tanrım, eski Türkçe! Kim ki bilmiş, bana ver hele onu…”
Ve bu diyalogdan sonra, ben de eski Türkçe’ye karışıp başladım kendimi fazla abartmaya:
Ben: “Ey ahali, dostlarım! Bugün yine çetin bir sorunun çözümünü ararcasına azimle ilerlemekteyiz.”
Evet, bir yandan bu tür eski Türkçe konuşmak biraz eğlenceli olabiliyor, ama bazen de tam anlamıyla “yıldız” ya da “bal arısı” gibi hissettiriyor. Yani bir arkadaşınıza “gel bakalım, içeri girelim, bak göz var nizam var!” desek, herkes sizi gerçekten bir Osmanlı padişahı sanacak.
Yeri Geldiğinde Eski Türkçe’yi Sık Kullanmak: Bu Çok Gergin Olmaz mı?
Peki, ama gerçekten de her zaman bu eski Türkçe’yi kullanarak sosyal ortamda dikkat çekmek gerçekten iyi bir fikir mi? Bazen arkadaş ortamında “şimdi ben ne diyeyim” diye düşünürken, bir bakıyorsunuz ki kendinizi birden, 16. yüzyılın bir saray sofrasında bulmuşsunuz. Birisi “nasıl gidiyor?” diye soruyor, siz de kalkıp “Bütün işler muvaffakiyetle ilerlemekte” diyorsunuz. Aslında, modern bir dilde basitçe “gayet iyi” demek varken, biraz fazla mı abartıyoruz?
Arkadaşım: “Beyefendi, siz bu eski Türkçe’yi bir bırakın ya! Ne oluyor?!”
Ben: “Yok efendim, bilirsiniz ki dil yalnızca bir iletişim aracı değildir. Bu, bir nezaket göstergesidir.”
Sürekli eski Türkçe kullanmak, bir noktada samimiyetsizliğe dönüşebiliyor. Çünkü kimse sürekli böyle konuşmaz ki, değil mi? Ben de mesela, aslında ne kadar yaratıcı olursam olayım, bazen sormadan edemiyorum: “Hani bazen her şeyin anlamını bulmak zor oluyor, değil mi?” Tabii, içimdeki bir taraf hâlâ soruyor: “Peki ama eski Türkçe’yi şimdilerde daha fazla mı seviyoruz? Yoksa bu bir komik nostalji duygusu mu?”
Sonuç: Eski Türkçe, Şimdi Ne Demek?
Eski Türkçe, günümüzde kullanırken çok daha fazlası olabilir. Evet, komik bir şekilde mizahi yönleriyle hayatımıza girmiş olabilir. Ama bir dilin, şimdiki zamanla barışarak kendine yer edinmesi, eskiye olan saygıyı gösteriyor. Yani biz, eski Türkçe’nin tam olarak ne demek olduğunu bu kadar eğlenceli bir biçimde hala düşünüyor olmamız, modern dilin sunduğu esneklik ile geçmişin köklerini harmanlama çabamızın bir sonucudur. Belki de hiç “bunu unutur muyum?” dediğiniz anlar, işte eski Türkçe’yi anlamanın tam sırasıdır!
Sonuçta, eski Türkçe ile modern Türkçe arasında bir köprü kurmak, hem dilin güzelliğini hem de zamanın hızla değişen değerlerini anlamamıza yardımcı olur. Hem geçmişin izlerini taşıyan bir dilin modern hayatta yer bulması da elbette önemlidir. Öyleyse, hadi bakalım: “Bugünlük bu kadar, dostlarım.”