İçeriğe geç

Kadinlarda beyaz sümük gibi akıntı neden gelir ?

Durduk Yere Neden Akıntı Gelir?

Bazen hayat aniden beklenmedik bir akıntı gibi gelir. Bir anda, hiçbir sebep yokken, içimde bir dalga oluşur ve beni sürükler. Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, rüzgarın vücuda dokunması gibi, bazen bir duygunun beni kavraması da beklenmedik olur. Ve ben, çoğu zaman bir günlüğüme yazacak kadar cesur olamam, o anı yaşarken. Ama bazen, bir akıntının içimde ne kadar devasa olabileceğini kabul etmek zorundayım. Durduk yere, neden akıntı gelir?

Bir Sabah, Bir Hüzün

Bugün sabah her şey normalse, her şey olması gerektiği gibi gözüküyor. Ancak yine de bir şeyler eksik. Kayseri’nin o sabah serinliğinde yürürken, birden içimde bir şeyler değişmeye başladı. Tam o an, akıntı başlamıştı. Ne rüzgar vardı, ne bir yağmur damlası, ne de bir fırtına. Ama bir şeyler sanki yön değiştirmişti. O an fark ettim; bazen hiçbir şey yokken, bir şeyler başlar. Hayat, tıpkı o sabah gibi sakin gözükebilir ama içimizde kopan fırtına, gözle görünmeyen bir akıntı gibi gelir.

O sabah, birkaç satır yazmak için günlüğüme oturmuş, sadece birkaç kelime dökmek istemiştim. Ama içimden dökülen kelimeler birer ırmak gibi oldu. Başlangıçta basit bir hayal kırıklığıydı; bir şeyin eksikliğini, bir şeyin tam olmamışlığını hissettim. O kadar basitti ki, sadece birkaç satırla geçiştirebilirdim ama içimde bir şeyler kopmaya başlamıştı. Hani bazen, başına gelebilecek en küçük bir olay, bir anda seni başka bir boyuta taşır ya… İşte öyle oldu.

Akıntı, İçimde Başlayan Bir Devrim

Birçok kez duydum, “Bir gün her şeyin değişeceği bir an gelir.” Kimse tam olarak ne zaman o anın geleceğini bilemez. Ben de yıllardır hayatıma baktım, hep o değişimin bir şekilde geleceğini düşündüm. Ama o sabah, o an, değişimin ne kadar aniden gelebileceğini hissettim. Hiçbir şeyin farkında olmadan, duyguların dev bir akıntıya dönüşeceği anı beklemem gerektiğini fark ettim. O akıntı, hiç beklemediğiniz bir anda, yerini bulur.

Bazen içimdeki bu akıntıyı anlamadığım zamanlar oluyor. İstediğim her şey, karşısında durduğum her engel, beni her gün daha fazla hüsrana sürüklüyor. O an, bir anda… fark ediyorum ki, sadece ben değilim. Birçok insanın içinde de benzer akıntılar var. Bir kaybolmuşluk duygusu var herkesin içinde. Bir eksiklik, bir boşluk… Ama bunu kimse dile getirmiyor. Çünkü her şeyin yüzeyine bakıyoruz; herkes mutlu, herkes yerli yerinde gibi. Oysaki birinin içinde bir şeyler kaybolmuşsa, bu kaybolan şeyler zamanla bir akıntıya dönüşür.

Beni en çok korkutan şey, bu akıntının nereye gideceğini bilmemekti. İçimdeki bu dalga her an daha da büyüyebilirdi. Bazen, gerçekten ne yapacağımı bilmeden, sadece yazmaya başlıyorum. Çünkü yazmak, bu akıntının beni savurduğu yere giden tek yol gibi geliyor.

Bir Gece, Bir Umut

Bir akşam Kayseri’nin yükseklerine doğru tırmanırken, gökyüzüne bakarak, o kadar büyülü bir an yaşadım ki. Yavaşça, ama derinden, akıntı devam ediyordu. O an, zaman durdu ve ben orada, o sokaklarda yürürken, akıntının yalnızca beni değil, etrafımdaki dünyayı da sürüklediğini fark ettim. Duygular, hisler birikiyordu ve ben hepsini dışarı çıkarmak zorundaydım. Hiç düşünmeden günlüğümü çıkardım ve yazmaya başladım.

Ama akıntı, yalnızca kaybolmuşluk hissiyle ilgili değildi. Aksine, belki de onu yazarken tam anlamıyla bulmuş olabilirim. Kaybolan bir şeyin ardından gelen bir umut, bir yeniden doğuş… Yine de bu kadar büyük bir duyguyu hissetmek, garip bir şekilde huzur veriyordu. İçimde bir boşluk vardı, fakat bu boşluk, kaybolan bir şeyin peşinden gitmek için bana bir fırsat sunuyordu. Çünkü kaybolan her şey, yeniden bulunmayı hak eder. Yani, bazen bir akıntı gelir ve seni alıp götürür. Ama o akıntının sonunda, başka bir sahil vardır.

Ve ben de, o an bir şey öğrendim: Durduk yere gelen bu akıntılar, aslında hayatın bir parçası. İstemediğin anda bile seni buluyorlar. Ama bazen seni bir yerlere götürmek için, bir yere varman için gerekli olan yolda, akıntıya güvenmen gerekiyor.

Hayatın Akıntısına Karşı Yüzmek

Bazen, kalbim aniden hızlı atar ve bir soru gelir: “Nereye gidiyorum?” Ama o soru, bir akıntıya kapıldığında, nehrin önünde duran bir kayık gibi bir anlam taşır. Akıntı seni sürüklüyor ama hala yol almak zorundasın. İşte bazen, nehrin karşısına geçmek için yüzmen gerekir. Ve bu, belki de senin hayatını değiştirir. Herkesin bildiği bir şey vardır: O anı beklemek, kayıpların sana gösterdiği yeni yolu görmek. Durduk yere gelen akıntılar da işte bunu gösteriyor.

Bir sabah, bir gece, bir akşam… akıntının geldiği her an bir anlam taşır. Kaybolan şeyin geri gelmesi değil, o kaybın ardından seni hangi yönlere sürükleyeceğini bilmek zorundasın.

Ve şimdi, tekrar düşünüyorum: Durduk yere neden akıntı gelir? Çünkü bazen seni bekleyen şeyler, her an karşına çıkabilecek kadar gizemlidir. Hayat, bazen küçük bir soru gibi gelir; “Nereye gidiyorum?” Ama bir an gelir, o soru kendi cevabını verir. İşte o zaman, akıntının seni taşımasına izin verirsen, her şeyin daha anlamlı olduğunu anlarsın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
piabellaTürkçe Forum