İçeriğe geç

Frenk üzümü tohumu ne zaman ekilir ?

Üzüm Hangi Ay Dikilir? – Bir Üzüm Yolu

Bir sabah, Kayseri’nin hafif serin, fakat umutlu havasında, evimin penceresinden dışarıyı izlerken, aklıma takılan bir soru vardı: “Üzüm hangi ay dikilir?” Bu soruyu, içimdeki meraklı çocuk ve aynı zamanda hayatta anlam arayan duygusal yetişkin bir kadın olarak düşündüm. Çocukken tarlaların yanında büyüdüm. Her yaz, bağlardan gelen üzüm kokusu, akşamları eve dönerken uğradığımız o eski üzüm bağlarının ardında bıraktığı o özgürlük duygusu… Ama o gün, bu soruya yanıt ararken, her şey birdenbire daha farklı hissettirdi. Sanki üzümün hangi ayda dikildiğini öğrenmek, hayatımın bir parçasını yeniden keşfetmek gibiydi.

İçimdeki Soru: Bir Umut, Bir Başlangıç

Günlerden bir gün, kaybolmuş gibi hissettiğim bir an, üzüm bağlarının olduğu eski köy yolunda yürüyordum. Belki de uzun zamandır bu kadar huzurlu olmamıştım. Kafamda biriken soruları, uzun bir yürüyüşle atmayı umuyordum. Sonra, düşüncelerimin arasında, birden bu soru belirdi: Üzüm hangi ay dikilir?

Hayatta bazen, bir şeyin başlangıcını sorgulamadan önce, o şeyin bize ne ifade ettiğini anlamak gerekir. Üzüm bağları, bu topraklarda sadece bir meyve değil, bir kültür, bir geçmiş, bir hatıra. Çocukken, yazın sıcağında, o bağların arasında kaybolur, rüzgarla savrulan üzümlerin ne kadar büyüleyici olduğunu hissederdim. Şimdi, büyüdüm, ama o eski bağlar gibi, bir şeyler de değişti içimde. Ne yazık ki, büyümek her zaman iyileşmek anlamına gelmiyor. İçimde bir boşluk vardı; belki de bu yüzden üzümün hangi ayda dikildiğini merak ettim. Biraz da olsa dengeyi bulabileceğim bir şey arıyordum.

Geçmişin İzleri: Bir Anı, Bir Hüzün

Çocukken, babaannemle geçirdiğim o yaz akşamları… O zamanlar üzüm bağlarının etrafında geçirdiğimiz her dakika, içimde bir anlam bırakırdı. Babamın bağlarda çalışırken yaptığı şakaları hatırlıyorum. Her yıl, o bağlara en iyi üzümleri yetiştirmek için ne zaman dikilmesi gerektiğiyle ilgili birbirleriyle tartışırlardı. İşte o zamanlar, üzüm dikmek, yeni bir yaşam başlatmak gibiydi. Bir umut, bir çaba… Her şeyin yeniden doğuşu. Fakat zamanla, bu ritüeller de kayboldu. Artık o bağlar yalnızca uzak bir anı olarak kalmıştı.

Babaannem her yaz akşamı, bir tepsi üzüm kesip, o serin yaz akşamlarında yememiz için önümüze koyar, “İşte, bu üzüm en doğru zamanda dikilmiştir,” derdi. Biraz da işin tuhaf yanı, üzüm dikim zamanının ne zaman olduğu da her yıl bir sır gibi kalırdı. O sırada, bazen babam, bazen de babaannem üzümün tam olarak hangi ayda dikildiğini hatırlayamazlardı. Ama önemli olan zaman değil, o üzümün o toprağa doğru şekilde yerleştirilmesi gerektiğiydi.

Babaannem, her zaman ne kadar erken başlamışsa, üzümün o kadar güzel olduğunu söylerdi. O an anladım ki, üzümün hangi ayda dikileceği, aslında bir karar değil, bir hissiyat işiydi. Doğru zaman, doğru an, içindeki duygunun ne kadar güçlü olduğuyla alakalıydı. O bağlara, o toprağa ne kadar sevgiyle bakarsan, üzümün de sana o kadar şefkatli döneceğiydi.

Bir Gün, Bir Soru: Üzüm Hangi Ay Dikilir?

Kayseri’de yaz mevsimi, genelde Haziran ve Temmuz aylarına denk gelir. Fakat üzüm bağlarını dikmek için en iyi zaman, genellikle Mart ayıdır. Hemen aklıma, babaannemin sözleri geldi: “Üzüm, tam zamanında dikildiği takdirde, yıllarca sana meyve verir.” Ama ben, bu sözün ötesinde, bir şey arıyordum. Kendimi kaybolmuş hissettiğim o dönemde, üzümün hangi ayda dikileceğini öğrenmek, bana, bir şeyin doğru zamanda ve doğru şekilde başlatılmasının ne kadar önemli olduğunu hatırlattı.

İçimde bir şeyler değişmeye başlamıştı. Yıllar önce kaybettiğimiz o bağlar, belki de yeniden hayat bulabilirdi. Üzüm, sadece bir meyve değil, yeniden başlamak, yeniden umut etmek için bir fırsat olabilirdi. Belki de içimdeki boşluğu, o bağların yeniden dikilmesiyle doldurabilirdim. İşte o an, “Üzüm hangi ay dikilir?” sorusu sadece bir bilgi olmaktan çıkıp, bir anlam kazandı. Mart ayında, toprağa dikilecek o üzüm gibi, ben de içimdeki boşluğu dolduracak bir başlangıca ihtiyacım vardı.

Gelecek ve Umut: Bir Yeniden Doğuş

Bir sabah, o üzüm bağlarını yeniden dikmek için ilk adımımı attım. Mart ayı, Kayseri’nin toprağı için en verimli zamandı. Toprağa ilk dokunuşumda, içimde hissettiğim duyguyu unutamam. Ellerim toprakla buluştuğunda, sanki her şey yeniden başlamıştı. Üzümleri dikmeye başladıkça, içimdeki kırgınlıklar, hayal kırıklıkları biraz daha kayboldu. Bu sadece bir üzüm dikme eylemi değildi. Aynı zamanda bir yeniden doğuştu. Üzümler toprakla buluşuyor, kökleri derinlere iniyordu. Onlar da büyüyecek, ben de büyüyecektim.

Üzümün hangi ayda dikildiğini öğrenmek, bana aslında sadece bir meyve yetiştirmekten çok, bir hayatın hangi anında neyi yapmam gerektiğini öğretmişti. O Mart sabahında, toprağa ilk üzüm fidanını ekerken, sadece bir üzüm değil, hayata dair bir çok şey de ekmiştim. Tıpkı bağlarımızda olduğu gibi, insanın da hayatında doğru zamanı bekleyerek, doğru adımları atması gerekirdi.

Sonuç: Doğru Zaman, Doğru Yer

Ve işte, üzümün hangi ayda dikileceğini öğrendim. Mart ayında, toprakla buluşarak, yeniden bir şeyler başlamak için doğru zaman vardı. Tıpkı her şeyin zamanında ve yerinde olması gerektiği gibi, insanın hayatında da zamanlama, duygular ve başlangıçlar birbiriyle iç içe geçer. Üzüm, doğru zamanda dikildiğinde meyve verir; tıpkı bizim de doğru zamanda attığımız adımların hayatımızda anlam bulacağı gibi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
piabella